DİLENCİLİK

Elimizdeki parmaklarımız birbirine eşit olmadığı gibi, insanlarında boyları kiloları, renkleri, güzellikleri, maddi durumları eşit değildir. Olması da düşünülemez. Kendimizi, ailemizi geçindirecek bir gelire sahip isek, sıhhatimizde yerinde ise mutsuz olmaya bahane aramak gerekir mi?

Medyada bir haber dikkatimi çekti. Anadolu’da bir köyün halkı dilenerek para kazanmak için şehirlere gidiyormuş. Hepsinin güzel yapılmış evleri, arazileri, traktörleri, arabaları var. Bunu ihtiyaçtan değil havadan para kazanmak için yapıyorlar. Şehrimizde bile bu işi meslek edinenlerin evleri ve yüklü miktarda paraları olduğunu duyuyoruz.

Medine’de Peygamberimize bir sahabe gelir. Ya Rasülullah s.a.v. bana yardım edermisin! der. Peygamberimiz: -Evinde satılacak bir şey varmı? diye sorar. Adam -Bir kilimim birde su testilerim var, der. Peygamberimiz testilerin bir kısmını sahabeye üç dirheme satar. Ve -Al şu parayı bir balta ile ip al, kalanı ile evine yiyecek al. Dağdan yakacak topla ve sat. 15 gün bana gözükme der; 15 gün sonra adam gelir. -Ya Rasülullah her gün odun kesip mahallede satıyorum, bak bu kadarda param oldu, der.

Peygamberler bile elinin emeği ile kazandıklarını yemişlerdir. Aklı yerinde, sıhhatli insanın el açması, dilenmesi duygusal sömürü değil midir?

Peygamberimiz s.a.v. “Adem oğlunun ancak üç şeyde hakkı vardır. -Belini doğrultacak kadar yemekte. -Avret yerini örtecek kadar elbisede. -Ve barınacağı evi. Fazlasının ise hesabı vardır buyurur. Bakara suresi 268 “Şeytan sizi fakir olacaksınız diye korkutur. Size cimriliği, kötü ve çirkin huyları öğütler. Allah c.c ise size kendi katından mağfiret ve faziletler vaad ediyor. Şüphesiz Allah hakkı ile her şeyi bilendir” buyurur.

Mekke’den Medine’ye hicret eden sahabeler, mallarını mülklerini satamadan yanlarında taşıyacakları kadar eşya alıp geldiler. Peygamberimiz s.a.v. Medineli Müslümanlarla her birini kardeş yaptı. Abdurrahman b. Avf Medineli kardeşine şöyle der: -Bana Pazar nerede kuruluyor, pazara mallar hangi köylerden geliyor göster, o bana yeter, der. Köylerden gelen ürünleri alıp pazarda satar. Çok zengin olduğu gibi ihtiyacı olanlara da yardımcı olmuştur.

H.z Ömer akşam vakti bir dilenciyi dilenirken görür. Sen ne istiyorsun diye sorar. Dilenci – Karnım aç deyince, H.z Ömer arkadaşına, -Şunun karnını doyur. Der. Sonra bir bakar ki o adam yine dileniyor. Dilencinin elindeki torbayı alır, içinde ekmek dolu. Adama. – Hani senin karnın açtı, Karnın doyduğu halde neden bu ekmekleri topladın. Sen fakir dilenci değilsin, sen tüccarsın diyerek torbadaki ekmekleri devlete ait olan develerin önüne döker. Elindeki kırbaç ile de adama vurur.

H.z Ömer neden dilencideki ekmekleri develere yedirdi, adamı neden dövdü. Garip adama vurulurmu? Diye düşünebiliriz.

1-Ekmeklerin sahibi belli değil, o yüzden devlete ait olan hayvanlara verdi.

2-İnsanların duygularını sömürerek, asalak geçinmek Müslümana yakışırmı?

Çok darda olana ihtiyacı kadar istemeye müsaade edilmiştir. Günlük ihtiyacından fazla isteyene yardım etmek uygun değildir. Müslümanlar açık ellidir, yardımlaşmayı sever. Yetmişli yıllarda bir söz çıktı. “Alman usulü” diye. Bu söz bize göre değildir. Darda, zorda kalana zekat vererek, sadaka vererek yardımcı oluruz. Dilenciliği meslek edinenlere vereceğimiz elli kuruşları biriktirsek yılda kaç para olur? Onunla ihtiyaç sahibi kardeşimizin, komşumuzun sıkıntısını giderebiliriz. Yollarda, Camii önlerinde, evlere gelerek isteyenlerin ihtiyaç sahibi olduklarına inanmak nasıl olur bilemiyorum.

Peygamberimiz s.a.v. “Mali durumu müsait olup dilencilik yapan, cehennemin kızarmış közlerini istemiş olur,” ve “Yukarıda olan el verenin elidir.” Buyurdu.

Çalışabilecek durumda olan adamın dilenciliği haramdır. Devlet geçinemeyen kimselere yardım ediyor. Bunu bile suiistimal edenler oluyor. Ben Kaymakama; -Neden sosyal yardımlaşma her müracat edene yardım ediyor demiştim. Verdikleri cevap. -Eğer biz yardım etmeyi azaltırsak, hırsızlık olayları artıyor, demişti.

Müslüman tembel olamaz.” İki günü eşit olan aldanmıştır” buyurur peygamberimiz.

Bu gibi olayların önüne geçebilmenin en güzel yolu; İnsanlarımızı İslam ahlakı ile yetiştirmektir. Zengin olmakla, okumakla ahlaklı olunmuyor. Aç gözlü olmak apayrı bir şey. Öğretmenlerimize, İmamlara bu konuda çok görev düşmektedir. Hayırlı Cumalar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Saburlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak İşte Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan İşte Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler İşte Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı İşte Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.