İşte detaylar…
UZMANLARDAN ORTAK SAĞDUYU VE “PANİK YAPMAYIN” ÇAĞRISI
Yaşanan hareketliliği masaya yatıran uzman isimler, meydana gelen küçük ölçekli depremlerin doğrudan yıkıcı ve büyük bir depremin kesin habercisi şeklinde yorumlanmasının bilimsel olarak doğru olmadığını vurguladı. Vatandaşlara gereksiz paniğe kapılmamaları yönünde telkinde bulunuldu.
PROF. DR. OKAN TÜYSÜZ: ÖNCÜ OLUP OLMADIĞI SONRADAN ANLAŞILIR
Sarsıntıların ardından değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Okan Tüysüz, bu aktivitenin yalnızca Adalar fayının canlılığını ve aktif yapısını ortaya koyduğunu ifade etti. Deprem mekanizmasına dikkat çeken Tüysüz, her büyük depremden sonra mutlaka artçıların görüldüğünü ancak her büyük deprem öncesinde öncü sarsıntı yaşanması gibi kesin bir kuralın bulunmadığını belirterek, bir hareketin öncü olup olmadığının ancak arkasından büyük bir deprem geldiğinde kesinleşeceğini söyledi.
PROF. DR. AHMET ERCAN: DEPREM İÇİN EN ERKEN TARİH 2045
Küçük çaplı deprem sayılarındaki artışa bakarak doğrudan büyük bir kırılma tahmini yapılamayacağını dile getiren Prof. Dr. Ahmet Ercan, kamuoyunun telaşa kapılmaması gerektiğini savundu. Olası büyük Marmara depreminde en çok 2,5 metrelik bir tsunami dalgası oluşabileceğini kaydeden Ercan, asıl kırılma takvimi için en erken dönemin 2045 yılı, en kuvvetli ihtimalin ise 2075 yılı olacağını öne sürdü.
PROF. DR. ŞENER ÜŞÜMEZSOY: ADALAR FAYI ÖLÜDÜR, BÜYÜK DEPREM ÇIKMAZ
Farklı bir tespitte bulunan yerbilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy ise hareketliliğin ana fay üzerinde değil; alanı güneyden kuzeye kesen ikincil ve üçüncül tali kollar üzerinde gerçekleştiğini vurguladı. Bu tali kırıkların yıkıcı bir enerji biriktirecek kapasitede olmadığını savunan Üşümezsoy, yaşananların olağan enerji boşalmaları olduğunu dile getirerek Adalar fayının yaşlı ve ölü bir fay niteliği taşıdığını, dolayısıyla buradan büyük bir depremin çıkmayacağını kaydetti.

