Dua ile istemeyi becerebilmek

Zengin, fakir, amir, işçi, memur olalım hepimizin maddi ve manevi, dünya ve ahiret ile isteklerimiz vardır. Bu isteklerimizi kimden isteyebiliriz. Elbette ilk akla gelen bizleri yaratan yaşatan, rızkımızı veren Allah’ımızdır. C.c.

Kur’an-ı kerim Mü’min suresi 60. Ayette: “Bana dua edin duanızı kabul edeyim. Zira bana ibadet, yani dua etmeyi kibirlerine yediremeyenler zelil ve rüsva olacaklardır. (Cehenneme gideceklerdir.)

Bu ayetten şunu anlayabiliriz. Allah c.c. bizlerin dualarını kabul edeceğini ve bizlerin dua etmesini istiyor. Allah c.c. “BİZLERE VERMEYİ İSTEMESEYDİ, İSTEMEYİ VERMEZDİ. Bize düşen istediğimizi alabilmek için istemeyi becerebilmektir. Hangi şartlarda, hangi koşullarda isteyebilmek… Bu konuda Peygamberimiz s.a.v. aşağıdaki hadislerde şöyle haber veriyor.

“Dua ibadetin özüdür.”

Acele etmediği müddetçe her birinizin duasına icabet olunur. Ancak: “Ben Rabbime dua ettim ama duam kabul olmadı, (HAŞA) diye düşünemez.

“Kul günah işlemediği sürece veya sıla-i rahmi kesmedikçe duası kabul edilmeye devam eder. Allah’a dua eden herkese Allah icabet eder. Bu icabet ya dünyada peşin olur yahut ahirete saklanır.  Veya dua ettiği miktarca günahından hafifletmek suretiyle olur. Yeter ki bilerek günah işlememiş, akrabaları ile ilişkiyi kesmemiş olsun.”

Allah’a kabul edileceğini gerçekten bilerek dua ediniz. Biliniz ki eğlence olsun türünden yapılan duaları kabul etmez.”

Bu hadislerden şunu anlıyoruz.

1-Günah ve haram işleri yapmadıkça Müslümanın duası kabul olunur.

2-Allah c.c hakkımızda hayırlı olacak şeyleri en iyi bilendir.

3-Duada ihlas ve samimiyet önemlidir.

4-Duada ses tonu düşük, gizlice istemeyi Allah c.c. bildiriyor. Kur’an-ı kerim Araf 55, “Rabbinize içten gelen bir yakarış ile sesinizi alçaltarak dua ediniz. O taşkınlık edenleri (haddi aşanları) sevmez)” İçimizden dua etmek isteği geldiğinde onu bir ganimet bilmeli. Kalbimize dua etmek hissi gelmesi isteğimizin kabul edileceğine işarettir. Yani Allah’tan istemek (dua etmek) Allah’ın bize bir lütfudur. Bir işarettir, ön kabuldür.

Bir insan kalben bir şeye yöneliyorsa, belki de o yönelişin ardında Allah’ın bir lütfu vardır. Kalbimizin isteğini ciddiye almalı, onu bir çağrı olarak görmeliyiz.

5- Duayı başımız sıkıştığında değil, her zaman kul olmanın gereği olarak yapmalıyız.

Yaratanımıza duayı yalnız ellerimizi açarak istekte bulunmakla birlikte, ibadet ederek, iyilik yaparak olmalıdır.

Günah işleyen biri affını dilemek için bir fakiri sevindirmek, ihtiyacı olanın işlerini görmek. Bu iyilikler Allah rızasını kazanmak için yapılınca duanın kabulü sağlanabilir.

Topluca yapılan dualarda cilalı sözlerle edebiyat parçalamak, mikrofonda yüksek sesle dua, İslam alimlerince makbul sayılmaz.

Müslüman bir hata yaptığında Nasuh tövbesi ayetinde “İçten gelerek bir daha işlememek üzere tövbe edilmelidir”. İşlediğimiz günahları alenen anlatmak, (Kumarda nasıl kazandığı, nasıl eğlence aleminde bulunduğu) çok yanlış bir harekettir. Cenabı Allah c.c. “Siz ayıplarınızı örterseniz, bende sizin ayıplarınızı örterim” buyurduğunu unutmayalım.

Bizler dua ederken “Yarabbi beni işlediğim günahlardan dolayı dünya ve ahirette kimselere karşı mahcup etme.” Deriz. Tövbe eden kimse Allah aşkını kalbine yerleştirdi mi bir daha yaşantısına dikkat eder. Hem bu dünyada hem ahiret aleminde huzurlu olabilmek için İslamı yaşamak mecburiyetindeyiz.

Exit mobile version