DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, bugün Kocaeli’de işçilerle bir araya gelerek basın açıklaması yaptı. Program, sendika yönetimi ve üyelerinin Merkez Bankası önünde toplanmasıyla başladı. Çerkezoğlu’nun da katılımıyla kortej oluşturularak İzmit Sabri Yalım Parkı’na doğru yürüyüş gerçekleştirildi. Yürüyüş boyunca işçiler sloganlarla taleplerini kamuoyuna duyurdu. Gerçekleşen etkinliğe Çerkezoğlu’nun yanı sıra CHP Kocaeli İl Başkanı Erdem Arcan, CHP İzmit İlçe Başkanı Gökhan Ercan, sendika yöneticileri ve çok sayıda üye katılım sağladı.

ÇERKEZOĞLU: MEMLEKETİMİZ İÇİN BUGÜN BİR KEZ DAHA BİR ARADAYIZ
Açıklamalarda bulunan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu şu ifadeleri kullandı: ” Merhaba Kocaeli, İşçi sınıfının alın teriyle yoğrulmuş bu büyük emek kentine selam olsun. Merhaba direnişin kenti, merhaba dünyayı yerinden oynatan örgütlü gücümüzün kenti! Haklarımız için, emeğimiz için, geleceğimiz için, memleketimiz için bugün bir kez daha bir aradayız. Gelirde adalet için, vergide adalet için, ülkede adalet için omuz omuzayız.

“BU DÖNEMİN BÜTÜN ÇARKLARI DAR GELİRLİDEN ALIP, ZENGİNE KAYNAK AKTARMAK İÇİN DÖNÜYOR”
Gelirde adalet için bir aradayız. Bugün ülkemizin en büyük sorunu BÖLÜŞÜM sorunu. Bizler örgütlü işçiler, örgütleniyoruz, mücadele ediyoruz, haklarımızı söke söke alıyoruz. Ama ne oluyor: Hayat pahalılığı karşısında ücretlerimiz eriyor, alım gücümüz her gün daha da düşüyor. Enflasyon, vergi ve kesintilerin 2025 yılı boyunca ücretlerimize toplam faturası 2 trilyon TL’yi buldu! 2 trilyon liramıza el konuldu. Yaklaşık 2 trilyon lira cebimizden alındı, soframızdan alındı, çocuğumuzun beslenme çantasından alındı, peki nereye gitti? Nereye gittiğini biliyoruz. Patronlara ve iktidara aktarıldı. Bu düzenin bütün çarkları işçiden, emekçiden, emekliden alıp patronlara vermek için dönüyor. Bu düzenin bütün çarkları yoksuldan, dar gelirliden alıp zengine kaynak aktarmak için dönüyor.

“ENFLASYONA EZDİRDİLER”
Nasıl yaptılar bunu, hatırlayalım: “Düşük ücret alırsanız, enflasyon düşer” dediler. Peki ne oldu? Kocaeli’deki işçi kardeşlerimize soruyorum: Alım gücümüz düşünce enflasyon düştü mü? Faturalarımız düştü mü? Çarşıda, pazar ucuzladı mı? Bu ücretlerle geçinmek mümkün mü? Bu Türkiye işçi sınıfının tanıklığıdır: Hükümet enflasyonu değil ama ücretleri düşürdü. Örneğin asgari ücret… 2025’te yapılan asgari ücret artışı, 2024’te yaşanan kayıpları bile telafi etmedi; yüzde 15 geride kaldı. Yetmedi; 2025’teki yüksek enflasyon karşısında asgari ücretin 11 aylık kaybı 6 bin 574 lira oldu.

“SENDİKALAŞMANIN ÖNÜNE ENGEL KOYDULAR”
Yani asgari ücret bugün alım gücü olarak 16 bin liraya gerilemiş durumda. Açlık sınırı 30 bin liraya dayandı; yoksulluk sınırı 90 bin lirayı çoktan geçti ama asgari ücret 22.104 lirada kaldı. Asgari ücrete yıl içinde artış yapılmadı ve bir evde dört kişi çalışsa bile yoksulluk sınırına ulaşamıyor.Yetmedi; bu yıl içinde kamu işçilerinin, kamu emekçilerinin ücretlerini de enflasyona ezdirdiler. Yetmedi; emeklilere asgari ücreti bile layık görmediler. Yetmedi; biz örgütlenip haklarımızı almak istediğimizde sendikalaşmanın önüne engeller çıkardılar; grevleri yasakladılar.

“ASGARİ ÜCRET MESELESİ MEMLEKET MESELESİDİR”
Şimdi önümüzde asgari ücret görüşmeleri var. Bunun için bir komisyon var. O komisyonda 5 işçi 5 hükümet 5 işveren temsilcisi var. Ne yapıyorlar? İşverenlerle hükümet bir olup tek taraflı asgari ücret belirliyorlar. Milyonların kaderi hakkında karar veriyorlar. Milyonları açlık sınırının bile altında kalan asgari ücrete mahkûm ediyorlar. Asgari ücret artık istisnai bir ücret değil, genel ücret. Asgari ücret milyonların ücreti, ortalama ücret. Asgari ücret sadece asgari ücretlilerin yaşamını etkilemiyor. Asgari ücret artışı tüm emek gelirleri için referans oluyor, hepimizin ücretlerini etkiliyor. İşte bu yüzden asgari ücret meselesi sadece asgari ücretlilerin değil, hepimizin meselesidir, asgari ücret meselesi memleket meselesidir.

“HAYAT PAHALI EMEK UCUZ”
Biz DİSK olarak asgari ücret tespit sürecinde masada olmamamıza rağmen mücadelemizi büyütmeye devam ediyoruz. Bugün Kocaeli’ndeyiz. Yarın Türkiye’nin dört bir yanında, işyerlerinde, sokaklarda, meydanlarda sesimizi yükselteceğiz. HAYAT PAHALI, EMEK UCUZ! BU ÜCRETLERLE YAŞANMAZ! Taleplerimiz net: Asgari ücret, işçinin ailesiyle birlikte geçineceği ücret olmalıdır. Bir eve iki asgari ücret girdiğinde o eve yoksulluk sınırının üzerinde gelir girmelidir.

“ASGARİ ÜCRET KİŞİ BAŞI MİLLİ GELİRİN ALTINDA OLAMAZ”
Temel meselemiz adaletli bir bölüşümdür. Biz çalışıyoruz, üretiyoruz, ekonomi büyüyorsa hakkımızı istiyoruz. Bu nedenle de asgari ücret kişi başına milli gelirin yüzde 60’ından az olamaz! Emeklileri de unutmuyoruz: En düşük emekli aylığı asgari ücret düzeyine yükseltilmeli, diğer tüm emekli aylıkları bu oranda yukarı çekilmelidir.

“PATRONLARIMIZDAN BİLE FAZLA VERGİ VERİYORUZ”
Değerli mücadele arkadaşlarım, Türkiye işçi sınıfı asgari ücrete mahkûm edilirse gelirde adaletsizlik büyür. Bizim mücadelemizin, örgütlenmemizin temel gayesi bellidir. Amacımız Türkiye işçi sınıfının asgariye mahkûm edilmesine son vermektir. Bunun da dünyada, tarihte, iki değil, sadece bir yolu vardır: Sendikalı olmak, sendikal hakları özgürce kullanmak. Bugün örgütlü gücümüzle adalet mücadelesi veriyoruz. Bir ülkede işçiler ne kadar örgütlü ise o ülkede o kadar adalet olur. O kadar demokrasi olur. Bir başka adalet kavgamız da vergi üzerine. Adaletsiz vergi sistemiyle vergi yükü de işçilerin, emekçilerin, emeklilerin, dar gelirlilerin sırtına yıkılıyor. Üstelik biz işçiler, sanki zengin olmuşuz gibi yılın ortasında bir üst vergi dilimine geçiyor, patronlarımızdan bile fazla vergi ödüyoruz. Bu adaletsizliğe son verilmesi için vergi dilimlerinin yükseltilmesini istiyoruz. Asgari ücret sonrası ilk vergi dilimine uygulanan oran yüzde 10’a düşürülmeli diyoruz.

“KOCAELİ‘DEN İLAN EDİYORUZ, DÜNYAYI BAŞINIZA YIKARIZ”
Ücretleri baskıladılar, gelir adaletsizliğini büyüttüler yetmedi. Vergideki adaletsizlikler de yetmedi; şimdi biz işçilerin cebine başka bir yolla daha el uzatmayı planlıyorlar. Üstelik bu yolla kıdem tazminatımıza da el uzatıyorlar: “TAMAMLAYICI EMEKLİLİK SİSTEMİ”. Yine hatırlarsınız, defalarca kıdem tazminatımıza el uzattılar. Biz yine direndik. “Ölmek var, dönmek yok, tazminatı vermek yok” dedik. Her seferinde geri adım attılar. Şimdi bu Cumhurbaşkanlığı 2026 programına koydukları Tamamlayıcı Emeklilik sistemi ile bir taşla iki kuş vurmaya kalkıyorlar. Böylece hem zorunlu olarak her ay ücretlerimizden kesinti olacak hem de kıdem tazminatına el uzatılacak. Buradan Kocaeli’nden sesleniyoruz: Sakın böyle bir şeye kalkışmayın. Ne ücretimizden ne kıdem tazminatı hakkımızdan vazgeçeriz. Zaten emek ucuz, zaten hayat pahalı. Buradan Kocaeli’nde ilan ediyoruz: dünyayı başınıza yıkarız.

“EMEKÇİLERİ SENDİKA OLMAYA DAVET EDİYORUZ”
Evet, Türkiye işçi sınıfı bu yaşadıklarını hak etmiyor! Biz çalışıyoruz, üretiyoruz, ekonomiyi büyütüyoruz; insanca yaşanacak ücret, vergide adalet istiyoruz! Bu haklı taleplerimiz için tüm işçileri, emekçileri, emeklileri sendikalı olmaya, birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.
