Kocaeli Haber

İYİLİK YAP, ÖLÇÜLÜ SEV !

Serhat Yılmaz

Serhat Yılmaz

Çok sevdiğim kıymetli din alimi Prof.Dr. Nihat Hatipoğlu’nun, hayatımızın her anında aklımızda tutmamız ve uygulamamız gereken öğütlerini sizlerle yorumsuz paylaşmak istedim.

“İyilik ettiğinin kötülüğünden korun.”

Hadisin metni böyle. Başka bir versiyonunda ise şöyle bir ilave var: “Düşük karakterli birine iyilik ettiğinde kötülüğünden sakın.” Hadisteki bu ilave aydınlatıcı. Düşük karakterli (hadiste “Leim” diye geçer) birine iyilik ettiğinde sana ihanetle karşılık verebilir. Karakteri düşük olduğu için senden iyiliğinin devamını ister. Yardımı azalttığında ise, sana çullanır. Seni esir almak ister. Çünkü o karşılıksız, yorulmadan kazanmaya alışmıştır. Seni sömürecek bir imkân olarak bilmiştir. Sen ise, “yeter seni sırtımda taşıdım” dediğinde halkın deyimiyle “dellenir”, muvazeneyi, ölçüyü kaybeder. Sen artık onun için eşeddül-Hisam, yani en şiddetli rakipsin, düşmansın.

Hz. Ali‘yi Kufe camiinde arkadan vuran katili huzuruna getirildiğinde Hz. Ali adamı tanır ve ilk sözü şu olur: “Talema ehsentu ileyke”: (Sana ne kadar da çok iyilik etmiştim.) Hz. Ali ölümcül darbeyi sürekli iyilik ettiği, geçimini üstlendiği bir tetikçiden almıştı. Körü körüne ‘Harici’ anlayışına bağlı sapkın bir mezhep mensubundan…

Peki o zaman kimseye yardım etmeyecek miyiz? Her yardım ettiğimizden ihanet mi bekleyeceğiz? Elbette bu sözün özü bu değil. Doğru adama, yardıma değecek adama iyilik edeceksin. Düşük ruhluyu ise kontrolde tutacaksın ve iyilik ettiğinden hiçbir zaman dünyevi bir karşılık beklemeyeceksin. Allah için, sırf O’nun rızası için iyilik edeceksin. Sonra da “sen sağ, ben selamet” diyeceksin. Bazen selametin -uzletin- insanlardan uzaklaşmakta olduğunu bileceksin. Hayat kurgunu, “iyilik et karşılığını bekle” üzerine kurarsan yanılırsın. Derdin Allah olsun, beklentin de O olsun. O zaman üzülmezsin. Peygamberimiz’in (s.a.v.) şu hadisini hayatımıza rehber edinseydik hiçbir zaman hayal kırıklığına uğramazdık.

Hacmi hayatın kendisi kadar geniş ve kapsamlı. Şöyle buyuruyor: “Sevdiğini ölçülü sev, günün birinde nefret ettiğin birine dönüşebilir. Nefret ettiğinden de ölçülü nefret et. Günün birinde sevdiğin birine dönüşebilir.“ Birini sevdik mi, tam teslim oluyoruz. Sırrımızı açıyoruz. Özelimize davet ediyoruz. perdeleri sıyırıyoruz. İçimizi açıyoruz. Her şeyimizi aktarıyoruz. Bilmediği hiçbir gizlimiz kalmıyor. Günün birinde ise herhangi bir sebeple, bir menfaat gereği karşımıza geçtiğinde ise bizi mahremimizle, özelimizle, sırrımızla vuruyor. Ve biz de elimiz kolumuz bağlı kalıyoruz. Belki bu arkadan vuran, sinsice yaklaşan eski sevdiğimizin, dostumuzun darbesinden ötürü derin bir şekilde sarsılıyoruz. O zaman seveceksen de teslim olmayacaksın. Mutlaka bir mesafe koyacaksın. İnsanoğlunun Rabbine bile nankörlük ettiğini unutmayacaksın ki, günün birinde sana nankörlük ettiğinde boşluğa düşmeyesin. Bunun adı elbette güvensizlik değil, sınırlarını belirlemektir.

Birinden nefret ettiğimizde de ölçüsüz nefret ediyoruz. Duvarları yıkıyoruz. Gönlümüzü soğutuyoruz. Dilimizi keskinleştiriyoruz. Sadece sarsılsın değil, yok olsun istiyoruz. Yıkılsın istiyoruz. Hiçbir bağ bırakmıyoruz. Günün birinde yolların kesişebileceğini düşünmüyoruz. Ve birbirimizin yüzüne bakacak mecal de bırakmıyoruz. Güvendiğine, sonsuz bir güvenle teslim olsan, karşındaki seni sürekli kontrolü altında tutmak ister. Ne oluyoruz, dediğinde ise üstüne çullanır. Yarın üzülmemek için dikkat etmen lazım. Belki de çevreni, dostlarını, güvendiklerini iyi seçmen lazım. Belki zaman zaman, hazır olmadıkları bir anda onları denemen lazım. Dikkat ediniz, size en büyük zararı en yakınınızda olanlar veriyor. Çünkü yakınınızda olanlar sizin zafiyetlerinizi çok daha iyi bilirler.”

Her daim ölçülü olmamız temennisiyle, sevgi,saygı ve hoşgörü ile kalın sağlıcakla…

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.